İhtiyati tedbir kararı elde edilmiş olsa da korumanın devamı için yapılacak işler bitmez. Kararın uygulanmasının istenmesi ve dava öncesinde alınmışsa esas davanın açılması, farklı başlangıçlara bağlı iki ayrı süreye tabidir. Bu sürelerden birinin korunmuş olması diğerindeki eksikliği gidermeyebilir. Dosyada yalnız “tedbir kararı alındı” kaydının bulunması bu yüzden yeterli değildir.
Bir haftalık süre uygulamanın talep edilmesine ilişkindir
HMK m. 393/1’e göre uygulama, kararın tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmelidir. Başlangıcın yalnız karar tarihi olduğu düşüncesi, hükmün eski hâline dayanır. 7251 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında tefhim veya tebliğ esas alınır. Yüzüne karşı usulüne uygun tefhim yapılan taraf, ayrıca tebliğ beklemesinin yeni bir süre sağlayacağını varsaymamalıdır.
Kanunun aradığı işlem, bir haftada tedbirin mutlaka fiilen tamamlanması değil, uygulanmasının süresinde talep edilmesidir. Talebin tarihi ve hangi makama yöneltildiği belgelenmelidir. Uygulama, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki veya tedbir konusu mal ya da hakkın bulunduğu yer icra dairesinden istenir. Mahkeme, kararında yazı işleri müdürünü de görevlendirebilir. Önce kararın uygulamaya ilişkin bölümü okunmalıdır.
Karardaki teminat koşulu, tedbirin kapsamı ve uygulama için gereken bilgiler de aynı aşamada kontrol edilir. Teminat yükümlülüğünün yerine getirilmesiyle uygulama talebinde bulunulması ayrı işlemlerdir. Bir haftalık sürede uygulama istenmezse, esas dava zamanında açılmış olsa bile tedbir kendiliğinden kalkar. Dolayısıyla yalnız dava hazırlığına odaklanmak, elde edilmiş geçici korumanın kaybına yol açabilir.
Dava öncesi tedbirde ikinci süre uygulama talebiyle başlar
HMK m. 397/1, dava açılmadan önce verilen tedbir için tamamlayıcı işlemler öngörür. Tedbir isteyen, kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmalıdır. Bu süre, tedbir kararının tebliğinden veya tedbirin fiilen uygulandığı günden başlatılmaz. Uygulama talebi ile fiilî uygulama arasında zaman varsa ayrım özellikle önem kazanır.
Dava açılması tek başına yeterli değildir. Aynı düzenleme, dava açıldığına ilişkin evrakın kararı uygulayan memura sunulmasını, dosyaya konulmasını ve karşılığında belge alınmasını da arar. Dava dosyasının numarasını bilmek veya dilekçeyi hazırlamış olmak bu belgelendirmenin yerine geçmez. Süre takibinde dava açılışı ile uygulama dosyasına yapılan bildirim ayrı satırlarda yer almalıdır.
Bu yükümlülükler yerine getirilmezse tedbir kendiliğinden kalkar. Dava zaten açılmışken verilen bir tedbirde ise dava öncesi korumaya özgü bu ikinci dava açma yükümlülüğü söz konusu olmaz. Buna karşılık uygulama talebine ilişkin bir haftalık süre yine ayrıca değerlendirilir. Her iki kural da dosyanın aşaması ve kararın niteliği görülmeden tek bir takvim kuralına indirgenmemelidir.
Arabuluculuk varsa hangi sürenin işlemediğine dikkat edilmelidir
Dava şartı arabuluculuk kapsamındaki bir uyuşmazlıkta, dava öncesi tedbir ile arabuluculuk süreci birlikte yürüyebilir. 6325 sayılı Kanun m. 18/A/16, HMK m. 397/1’deki dava açma süresinin arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemeyeceğini düzenler. Arabuluculuğa başvuru tarihi ve son tutanak tarihi bu nedenle tedbir dosyasına ait süre hesabında da görünmelidir.
Bu hüküm, HMK m. 393’teki bir haftalık uygulama talebi süresini kapsamaz. Arabuluculuğa başvurulduğu için bütün tedbir sürelerinin durduğunu düşünmek hatalıdır. Ayrıca işlemeyen süre ile yeniden başlayan tam süre aynı şey değildir. Arabuluculuğa başvurmadan önce geçen bölüm hesaba katılır; son tutanaktan sonra kalan süre izlenir. Süresi zaten dolmuş bir tedbirin arabuluculuk başvurusuyla canlanacağı kabul edilemez.
Dava açıldıktan sonra da açılış evrakının uygulama dosyasına sunulması ihmal edilmemelidir. Sürelerin korunması, tedbirin her koşulda değişmeden devam edeceği anlamına da gelmez; itiraz, değişen koşullar ve özel kanun hükümleri ayrıca etkili olabilir. Buradaki takvim HMK’nın genel ihtiyati tedbir rejimine ilişkindir. İhtiyati haciz veya özel olarak düzenlenen tedbirlerde ilgili hükümlere ayrıca bakılmalıdır.
Tedbir dosyasında tutulacak beş kayıt
- Tedbir kararının tam metni ve isteyen tarafa tefhim veya tebliğ tarihi
- Teminatın yerine getirilmesine ilişkin belge ve uygulama talebinin tarihi
- Uygulama dosyası numarası ile fiilî uygulama tutanağı
- Varsa dava şartı arabuluculuk başvurusu ve son tutanağın tarihi
- Esas davanın açılış belgesi ve bu belgenin uygulama dosyasına sunulduğunu gösteren kayıt
Kaynaklar
Metin, yayın tarihi itibarıyla aşağıdaki kanun ve resmî metinlere dayanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta güncel mevzuat ve dosya belgeleri ayrıca incelenmelidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 392, 393 ve 397 – Adalet Bakanlığı ↗7251 sayılı Kanun, m. 41: HMK m. 393’te süre başlangıcının değiştirilmesi – TBMM ↗6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/A/16 – Adalet Bakanlığı ↗Bu yayın bilimsel ve mesleki bilgilendirme amacı taşır. Somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki görüş veya sonuç garantisi oluşturmaz.
