Bir binadaki hasar onarıldığında, arızalı makine söküldüğünde veya uyuşmazlık konusu iş başka bir yüklenici tarafından tamamlandığında olayın ilk hâli değişir. Dava dilekçesi daha sonra hazırlanabilir; fakat aynı gözlem imkânı her zaman geri getirilemez. Delil tespiti, böyle durumlarda vakıanın ispatına yarayan malzemeyi zamanında korumaya hizmet eder.

Tespit talebi hangi ihtiyaca cevap verir?

HMK m. 400, ileride açılacak davada ileri sürülecek bir vakıanın tespiti için keşif, bilirkişi incelemesi veya tanık dinlenmesi gibi işlemlerin istenmesine imkân tanır. Aynı yol, açılmış bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş deliller bakımından da kullanılabilir. Buradaki amaç, uyuşmazlığı önceden karara bağlamak veya karşı tarafın sorumluluğu hakkında nihai hüküm elde etmek değildir.

Talepte hukuki yarar bulunmalıdır. Kanunda açıkça öngörülen durumlar dışında, delilin hemen tespit edilmezse kaybolması veya daha sonra ileri sürülmesinin önemli ölçüde güçleşmesi ihtimali bu yararı ortaya koyar. Başvuruda yalnızca “ileride dava açacağım” demek yerine, neden beklenemediği anlatılmalıdır. Yaklaşan onarım tarihi, değiştirilecek parçalar veya bozulabilecek bir ürün bu açıklamanın somut dayanakları olabilir.

Tespit edilecek vakıa ile ilerideki uyuşmazlık arasında bağlantı kurulmalıdır. Bir makinenin o gün çalışmaması, arızanın sebebini veya sözleşmeye aykırılığı tek başına açıklamaz. Teknik incelemede hangi hususların araştırılması gerektiği bu nedenle önceden belirlenir. Soruların açık kurulması, raporun daha sonra ihtiyaç duyulan konuya gerçekten cevap vermesini sağlar.

Mahkeme, dilekçe ve karşı tarafın katılımı

Dava açılmadan önce HMK m. 401 uyarınca esas davaya bakacak mahkemeden delil tespiti istenebilir. Ayrıca keşif veya bilirkişi incelemesine konu şeyin bulunduğu yahut dinlenecek tanığın oturduğu yer sulh hukuk mahkemesi de başvuru merciidir. Dava açıldıktan sonra ise delil tespiti talebi hakkında yalnızca davanın görüldüğü mahkeme görevli ve yetkilidir. Başvuru anında bir esas davanın bulunup bulunmadığı bu yüzden ilk kontrol noktasıdır.

HMK m. 402’ye göre dilekçede tespiti istenen vakıa, tanığa veya bilirkişiye yöneltilecek sorular, delilin kaybolması ya da gösterilmesinin güçleşmesi endişesini doğuran sebepler ve karşı tarafın bilgileri yer alır. Koşullar karşı tarafın gösterilmesine imkân vermiyorsa kanundaki istisna değerlendirilir. Mahkemenin belirlediği gider avansının yatırılması da sonraki işlemlerin yapılabilmesi için gereklidir.

Normal usulde tespit kararı ve dilekçe karşı tarafa tebliğ edilir; tespitin nasıl ve ne zaman yapılacağı bildirilir. Hakların korunması bakımından zorunluluk varsa HMK m. 403 kapsamında önceden tebligat yapılmadan da tespit gerçekleştirilebilir. Ancak bu, karşı tarafın süreçten tamamen dışlandığı anlamına gelmez. İşlemden sonra belgelerin tebliği ve itiraz imkânı korunur; kararın ve tebliğ evrakının gösterdiği süreler dikkatle izlenmelidir.

Rapor elde edilince uyuşmazlık çözülmüş olmaz

HMK m. 405 uyarınca tespit dosyası asıl dava dosyasının eki sayılır ve onunla birleştirilir. Tutanak ve raporlara yalnızca tespiti isteyen değil, asıl davanın her iki tarafı da iddia veya savunmasını ispat etmek için dayanabilir. Bu nedenle tespit, talepte bulunanın kendi anlatısını onaylatacağı tek taraflı bir kayıt yöntemi olarak görülmemelidir.

Bilirkişi raporu alınmış olması da mahkemenin o raporla bağlı bulunduğunu göstermez. HMK m. 282 çerçevesinde hâkim, bilirkişi görüşünü diğer delillerle birlikte değerlendirir. İncelemenin kapsamı, teknik yöntem, kullanılan belgeler ve tarafların itirazları önem taşır. Raporda eksik bırakılan bir sorunun tespit edilmesi, zamanında tamamlayıcı inceleme talep edilmesine imkân verebilir.

Pratik hazırlıkta inceleme konusu nesnenin yeri, seri numarası, mevcut fotoğrafları ve müdahale takvimi kayda alınmalıdır. Teknik bir durum için hukuki sonuç sorusu yerine, gözlemlenebilir olguları ortaya çıkaracak sorular yöneltilmesi daha işlevseldir. Örneğin sadece ayıbın varlığını değil, görülebilir özelliklerini ve onarımın mevcut izleri nasıl değiştireceğini araştırmak gerekebilir. Asıl davaya ilişkin başvuru süreleri ve diğer usul koşulları da tespit sürecinden ayrı olarak takip edilir.

Başvuru hazırlığında beş kontrol noktası

  • İlerideki davada ispat edilmek istenen somut vakıa
  • Delilin kaybolma veya incelenmesinin zorlaşma ihtimalini gösteren belgeler
  • Esas davanın açılıp açılmadığı ve inceleme konusu şeyin bulunduğu yer
  • Bilirkişinin cevaplaması istenen teknik sorular ve mevcut kayıtlar
  • Karşı tarafın bilgileri, tebliğ kayıtları ve gider avansı

Kaynaklar

Metin, yayın tarihi itibarıyla aşağıdaki kanun ve resmî metinlere dayanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta güncel mevzuat ve dosya belgeleri ayrıca incelenmelidir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 282 ve 400–405 – TBMM ↗Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Adalet Bakanlığı mevzuat kaydı ↗7589 sayılı Kanun, HMK değişikliklerinin kapsamı, m. 19–25 – TBMM ↗