Teslim tarihi geçmiştir; ödeme yapılmamış veya üstlenilen iş tamamlanmamıştır. İlk tepki çoğu kez sözleşmeyi sona erdirmek olur. Oysa gecikmenin varlığı, her durumda derhâl dönme hakkı doğurmaz. Borcun muaccel olması, borçlunun temerrüde düşmesi ve uygun bir ek süre verilmesinin gerekip gerekmediği ayrı sorulardır. Gönderilecek yazının hukuki etkisi de bu sıraya göre belirlenir.
Vade geçince her zaman ihtar gerekir mi?
TBK m. 117’ye göre muaccel bir borcun borçlusu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. İhtarın amacı, ifası istenebilen borcun yerine getirilmesini açıkça talep etmektir. Hangi sözleşmeden doğan hangi edimin istendiği anlaşılamayan bir yazı, bu işlevi yerine getirmekte sorun yaratabilir. Muaccel olmayan bir borç ise yalnızca ihtar gönderilerek muaccel hâle gelmez; bunun için ayrıca hukuki dayanak gerekir.
İfa günü taraflarca birlikte belirlenmişse veya sözleşmede saklı tutulan yetkiye dayanılarak usulüne uygun bildirimle belirlenmişse, günün geçmesiyle temerrüt doğabilir. Bu hâllerde ayrıca temerrüt ihtarı aranmaz. Buna karşılık bir tarafın faturaya tek başına tarih yazmasıyla, tarafların vadeyi birlikte kararlaştırması aynı olgu değildir. Sözleşme, sipariş kabulü ve önceki yazışmalar bu ayrımı ortaya koyabilir.
İhtarın gönderildiğini göstermek kadar muhataba ulaştığını ve içeriğini ispatlamak da önemlidir. Sözleşmede bildirim adresi veya yöntemi kararlaştırılmışsa bu hükümler; tarafların sıfatı ve sözleşmenin türüne göre uygulanabilecek özel bildirim kurallarıyla birlikte incelenir. Buradaki değerlendirme, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelere ilişkin genel hükümler çerçevesindedir.
İhtar ile uygun ek süre farklı işlev görür
TBK m. 123, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde temerrüde düşen tarafa ifa için uygun bir süre verilmesini veya bu sürenin hâkimden istenmesini düzenler. Temerrüdün gerçekleşmesi, ek süre aşamasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Alacaklının ifadan vazgeçme veya sözleşmeden dönme yönünde seçim yapabilmesi bakımından bu ayrım belirleyicidir.
Ek sürenin uygunluğu, kalan işin niteliğine ve ifanın koşullarına göre değerlendirilir. Her sözleşme için geçerli tek bir gün sayısı yoktur. Sadece şeklen süre verilmiş görünmek için yerine getirilmesi fiilen mümkün olmayan bir takvim belirlemek, sonraki dönme işlemini tartışmalı hâle getirebilir. İhtar ile ek süre aynı yazıda yer alabilir; ancak hangi borcun, hangi tarihe kadar ifa edileceği açık olmalıdır.
TBK m. 124, ek süre gerektirmeyen durumları ayrıca gösterir: borçlunun durumu veya tutumu nedeniyle sürenin etkisiz kalacağının anlaşılması, gecikme yüzünden ifanın alacaklı için yararsızlaşması ya da zamanında yapılmayan ifanın kabul edilmeyeceğinin sözleşmeden anlaşılması. Bu istisnaya dayanılacaksa onu haklı kılan olay da açıklanmalıdır. Belirli vadenin bulunması ile gecikmiş ifanın artık kabul edilmeyeceği bir düzenleme yapılmış olması birbirine karıştırılmamalıdır.
Süre dolduğunda hangi hak seçiliyor?
Verilen sürede borç ifa edilmemişse veya ek süre gerektirmeyen bir durum varsa TBK m. 125 devreye girer. Alacaklı ifayı ve gecikmeden doğan zararının giderilmesini istemeyi sürdürebilir. Diğer seçenekler ise ifadan ve gecikme tazminatından vazgeçildiğinin hemen bildirilmesiyle, ifa etmeme zararının talep edilmesi veya sözleşmeden dönülmesidir. Aynı yazıda birbiriyle bağdaşmayan taleplerin belirsiz biçimde sıralanması, hangi hakkın kullanıldığını tartışmalı hâle getirebilir.
Dönme hâlinde tarafların ifa yükümlülükleri ve daha önce verilenlerin iadesi gündeme gelir. Sözleşmenin hükümsüz kalmasından doğan zarar bakımından borçlunun kusursuzluğunu ispat edebilmesine ilişkin düzenleme de dikkate alınır. Zarar kalemleri yalnızca toplam bir rakamla değil, seçilen hakkın hukuki sonucu ve dayanak belgelerle ilişkilendirilmelidir.
İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde TBK m. 126 ayrıca değerlendirilir. Burada fesih ve sözleşmenin süresinden önce sona ermesinden doğan zarar söz konusudur. Satım, kira veya eser sözleşmesi gibi belirli sözleşmelere ilişkin özel hükümler de genel çerçeveyi değiştirebilir. Bu yüzden hazır bir fesih metnini kullanmadan önce ilişkinin türü ve gerçekten istenen sonuç belirlenmelidir.
Bildirim gönderilmeden önce
- Sözleşme, ekleri ve vadenin nasıl belirlendiğini gösteren yazışmalar
- Tarafların yerine getirdiği edimler ile henüz tamamlanmayan işler
- Temerrüt ihtarının gerekli olup olmadığı ve ulaşma kayıtları
- Ek sürenin uygunluğu veya süre verilmemesini haklı kılan somut durum
- Seçilen hakkın açık ifadesi, iade hesabı ve zarar belgeleri
Kaynaklar
Metin, yayın tarihi itibarıyla aşağıdaki kanun ve resmî metinlere dayanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta güncel mevzuat ve dosya belgeleri ayrıca incelenmelidir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 117 ve 123–126 – Adalet Bakanlığı ↗Türk Borçlar Kanunu, ilgili maddelerin kabul metni – TBMM ↗Bu yayın bilimsel ve mesleki bilgilendirme amacı taşır. Somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki görüş veya sonuç garantisi oluşturmaz.
