Bir konkordato dosyasında talebin reddedilmesi, her zaman işletmenin mali durumunun kötüleştiği anlamına gelmez. Borçlu, mühlet devam ederken konkordato talebiyle amaçlanan iyileşmeye ulaşmış olabilir. Bu durumda kanun, sürenin sonunu ve tasdik aşamasını beklemeyi zorunlu tutmaz. Ancak iyileşme iddiasının belgelenmesi, komiser tarafından raporlanması ve mahkemece değerlendirilmesi gerekir. Gelecekte beklenen bir finansman ile gerçekleşmiş mali düzelme arasındaki ayrım burada belirleyicidir.
İyileşme gerçekleşmiş olmalıdır; tek başına beklenti yeterli değildir
İİK m. 291, konkordato talebiyle amaçlanan iyileşmenin kesin mühlet sona ermeden gerçekleşmesini esas alır. Komiserin bunu yazılı raporla bildirmesi üzerine mahkeme, kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir. Dolayısıyla düzenleme, borçlunun yalnızca dosyadan çıkmak istediğini söylemesine dayanmaz. İncelenecek konu, konkordato korumasına ihtiyaç doğuran mali durumun gerçekten düzelip düzelmediğidir.
Borçlunun faaliyetten gelir üretmesi, yeni sermayeye kavuşması veya önemli bir tahsilat yapması bu değerlendirmede dikkate alınabilir. Bununla birlikte her olumlu gelişme tek başına yeterli kabul edilemez. Tahsil edilen tutar kısa vadede ödenecek borçları karşılamıyorsa ya da aynı kaynak başka zorunlu giderlere ayrılmışsa, banka hesabındaki artış genel ödeme gücünü doğru göstermeyebilir. Değerlendirme, varlık ve borçların birlikte okunmasını gerektirir.
Sermaye artırımı kararı ile sermayenin fiilen ödenmesi de farklı aşamalardır. Henüz yerine getirilmemiş ortak taahhüdü, kredi görüşmesi veya bağlayıcılığı belirsiz bir yatırım niyeti gerçekleşmiş kaynak olarak gösterilmemelidir. Yeni kredi kullanılmışsa bu işlem nakit yaratırken yeni bir borç da doğurur. Bu nedenle kredi tutarının yanında faiz, vade, geri ödeme yükü ve verilen teminatların sonraki dönem üzerindeki etkisi de incelenmelidir.
Kanun bütün dosyalar için tek bir mali oran veya zorunlu rapor şablonu belirlemez. Bununla birlikte iyileşme sonucuna hangi verilerle ulaşıldığı denetlenebilir olmalıdır. Güncel borç listesi, ödeme vadeleri ve nakit akışının birbiriyle uyumu önemlidir. Bir alacaklının borcunun kapatılmış olması, diğer borçların ve işletmenin devamı için gerekli giderlerin göz ardı edilmesine neden olmamalıdır.
Komiser raporu ve duruşma, mahkemenin değerlendirmesini tamamlar
Borçlu güncel kayıtlarını ve iyileşmeyi gösteren belgeleri sunabilir; ancak m. 291’in öngördüğü yazılı komiser raporu ayrı bir aşamadır. Raporun yalnız işletmenin beyanını aktarması yerine, başlangıçtaki mali durumla son veriler arasındaki değişimi açıklaması beklenir. Hangi borçların ödendiği, hangilerinin kaldığı ve kalan yükümlülüklerin nasıl karşılanacağı gösterildiğinde iyileşme iddiası daha sağlıklı değerlendirilebilir.
Örneğin önemli bir taşınmaz satılmışsa yalnız brüt satış bedelini yazmak yeterli değildir. Bedelin tahsil edilip edilmediği, varsa rehinli alacaklıya ayrılan tutar, işlem giderleri ve işletmede kalan kullanılabilir kaynak görülmelidir. Satılan varlığın faaliyetin devamı bakımından taşıdığı önem de değerlendirmeye dahil edilir. Bir defalık kaynak yaratılması ile işletmenin bundan sonraki borçlarını karşılayabilmesi aynı inceleme konusu içinde fakat ayrı kalemler olarak ele alınmalıdır.
Mahkeme, karar vermeden önce borçluyu, varsa konkordato talep eden alacaklıyı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder. Diğer alacaklıların daveti ise gerekli görülmesine bağlıdır. Kanunun bu ayrımı, her alacaklının mutlaka aynı şekilde duruşmaya çağrılacağı varsayımını önler. Alacaklıların sunacağı somut borç, vade veya tahsilat bilgileri, raporda esas alınan mali tablonun değerlendirilmesi bakımından önem taşıyabilir.
Komiser raporu mahkeme kararı yerine geçmez. Şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine mahkeme karar verir; kararda iyileşmenin dayanakları ile kaldırmanın hukuki sebebi açık olmalıdır. İİK m. 287, m. 291’in geçici mühlet hakkında da kıyasen uygulanacağını belirtir. Dolayısıyla iyileşmenin geçici mühlet içinde gerçekleşmesi de değerlendirme dışı değildir. Dosyanın aşaması, uygulanacak usul ve mevcut tedbirler birlikte ele alınmalıdır.
İyileşme nedeniyle ret, tasdik edilmiş bir ödeme planı oluşturmaz
İİK m. 291 uyarınca verilen ret kararı, konkordato projesinin tasdiki değildir. Borçlu sırf bu karar verildiği için ön projedeki indirim veya vadeyi bütün alacaklılara karşı ileri süremez. Konkordatonun bağlayıcı hâle gelmesine ilişkin m. 308/c sonuçları, tasdik mekanizmasına bağlıdır. Taraflar arasında ayrıca kurulmuş geçerli anlaşmalar varsa onların etkisi kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilir.
Bu sebeple mali inceleme yapılırken borçların hangi koşullarla devam edeceği doğru belirlenmelidir. Henüz tasdik edilmemiş bir projedeki indirim gerçekleşmiş gibi borç toplamını azaltmak, iyileşme hesabını yanıltabilir. Aynı şekilde bütün alacaklıların önerilen uzun vadeyi kabul ettiği varsayılamaz. Konkordato koruması sonrasında geçerli olacak ödeme yükümlülükleri ile mevcut kaynaklar karşılaştırılmalıdır.
İyileşme nedeniyle kaldırma ile konkordato talebinden feragat de aynı işlem değildir. Özellikle borca batık bir sermaye şirketi veya kooperatif bakımından feragat, İİK m. 292/1-d kapsamında farklı ve ağır sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle işletmenin durumunu ortaya koymadan yalnız feragat dilekçesi vermek, m. 291’deki iyileşme değerlendirmesinin yerine geçen güvenli bir yol olarak görülmemelidir. Kullanılan usul işleminin adı kadar gerçek mali durum da önem taşır.
Mühletin kaldırılması kararı, m. 288 uyarınca ilan edilir ve ilgili yerlere bildirilir. Kararın takip dosyalarına, sicil kayıtlarına ve diğer muhataplara yansıması izlenmelidir. Takip korumasının sona ermesi, önceki borçları veya mevcut hacizleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İşletmenin normal ödeme düzenine dönüşü, kararın içeriğiyle ve varsa diğer yargısal tedbirlerle birlikte ele alınmalıdır. Dosyadan çıkışın mali hazırlığı, kaldırma kararından önce tamamlanmış olmalıdır.
İyileşme değerlendirmesinde incelenecekler
- Başvuruya esas mali tablo ile güncel borç, varlık ve nakit akışı karşılaştırması
- Tahsilat, sermaye ödemesi veya finansmanın gerçekleştiğini gösteren belgeler
- Kaynakların kısıtları, yeni borçlar ve mühlet sonrasındaki ödeme vadeleri
- Komiserin yazılı raporu, duruşma davetleri ve alacaklıların sunduğu somut itirazlar
- Kaldırma kararının gerekçesi, ilanı, bildirimleri ve takip dosyalarına etkisi
Kaynaklar
Metin, yayın tarihi itibarıyla aşağıdaki kanun ve resmî metinlere dayanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta güncel mevzuat ve dosya belgeleri ayrıca incelenmelidir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 285, 287, 288, 291, 292 ve 308/c – Adalet Bakanlığı güncel metni ↗7101 sayılı Kanun, m. 15, 16, 19, 20 ve 37: İyileşme nedeniyle kaldırma ve diğer sona erme hâlleri – TBMM kabul metni ↗Bu yayın bilimsel ve mesleki bilgilendirme amacı taşır. Somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki görüş veya sonuç garantisi oluşturmaz.
