Ortaklar arasındaki anlaşmazlıkta ilk söylenen söz bazen “şirket kapansın” olur. Oysa ulaşılmak istenen sonuç, şirket faaliyetinin sona ermesinden çok, bir ortağın ilişkiyi bitirip payının karşılığını alması olabilir. Limited şirkette haklı sebeple çıkma ve fesih davaları bu nedenle aynı talep gibi ele alınmamalıdır. Dava yolunu belirlemeden önce şirketin devam edip edemeyeceği ve ortağın ne istediği açıklığa kavuşturulmalıdır.
Ortaklıktan ayrılmak ile şirketi sona erdirmek farklı taleplerdir
TTK m. 638/1, şirket sözleşmesinde ortaklara çıkma hakkı tanınabileceğini ve bu hakkın belirli koşullara bağlanabileceğini düzenler. Bu yüzden ilk bakılacak belge şirket sözleşmesidir. Sözleşmede böyle bir imkân bulunmaması, ortağın her durumda ortaklıkta kalmak zorunda olduğu anlamına gelmez. Aynı maddenin ikinci fıkrası, haklı sebepler varsa her ortağa mahkemeden çıkmasına karar verilmesini isteme hakkı verir.
TTK m. 636/3 ise haklı sebeple şirketin feshinin istenmesini düzenler. Bu hükümde de her ortak dava açabilir; belirli bir azlık oranına ulaşılması koşulu öngörülmemiştir. Bununla birlikte mahkeme fesih yerine davacıya payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun, kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir. Dolayısıyla fesih talebi, mutlaka şirketin tasfiyesiyle sonuçlanacak bir yol değildir.
Bu ayrımın dava dilekçesine yansıması gerekir. Ortağın öncelikli amacı ayrılmaksa, bütün şirketin sona erdirilmesinin neden istendiği ayrıca açıklanmalıdır. Şirketin işleyişi kalıcı biçimde kilitlenmişse bu kez sorun yalnız davacının kişisel konumundan ibaret olmayabilir. Şirketin faaliyeti, diğer ortakların durumu ve ilişkiyi sürdürülebilir hâle getirebilecek seçenekler birlikte değerlendirilir.
Uzun süredir zorunlu organlardan birinin bulunmaması veya genel kurulun toplanamaması iddiası varsa m. 636/2 ayrıca dikkate alınır. Bu hüküm, mahkemenin müdürleri dinleyip şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için süre vermesini öngörür. Organ eksikliğiyle haklı sebeple fesih başlıkları, dayandıkları olaylar ve izlenecek yol bakımından birbirine karıştırılmamalıdır.
Haklı sebep, anlaşmazlığın şirket üzerindeki etkisiyle açıklanır
Ortakların birbirine güvenmediğinin söylenmesi, tek başına dosyayı açıklamaz. Hangi davranışın ne zaman gerçekleştiği, ne kadar sürdüğü ve ortaklık haklarının kullanılmasını nasıl etkilediği ortaya konulmalıdır. Bilgi taleplerinin sürekli karşılıksız bırakılması, ortaklık haklarının kullanılmasının engellenmesi, şirket kaynaklarının başka kişilere yönlendirildiği iddiası veya kararların alınamaması bu incelemede somutlaştırılması gereken olgulardır. Bunların her biri, her dosyada otomatik olarak haklı sebep sayılmaz.
İki eşit ortağın bazı ticari kararlarda farklı düşünmesiyle şirketin temel kararları uzun süre alamaması aynı ağırlıkta değildir. Benzer biçimde kâr dağıtılmaması değerlendirilirken yalnız ortağın beklentisine değil; finansal tablolara, şirketin ödeme gücüne, alınan karara ve gerekçesine bakılır. Geçici bir nakit sıkışıklığı ile ortağı ekonomik olarak dışarıda bırakmayı amaçladığı ileri sürülen sürekli bir uygulama ayrı olgularla açıklanmalıdır.
Bu nedenle olayların tarih sırasına konulması yararlıdır. Bilgi talebi ne zaman yapıldı, nasıl yanıtlandı, hangi toplantıya katılım sağlanamadı, hangi işlem şirkete zarar verdi? Her iddianın yanında onu destekleyen kayıt bulunmalıdır. Genel kurul ve müdürler kurulu kararları, yazışmalar, ihtarlar, banka hareketleri ve muhasebe belgeleri birbirini tamamlar. Tek bir belgeden bütün ortaklık ilişkisinin sürdürülemez olduğu sonucunu çıkarmak yerine, olayların bağlantısı gösterilir.
Dava sürerken ortağın korunması da ayrı bir konudur. TTK m. 638/2, istem üzerine ortaklıktan doğan hak ve borçların bir kısmının veya tamamının dondurulmasına ya da ortağın durumunu güvenceye alacak başka önlemlere izin verir. Fesih davasında m. 636/4 uyarınca gerekli önlemler talep edilebilir. Dava açılması bu sonuçları kendiliğinden doğurmaz; istenen korumanın hangi somut riski karşılayacağı açıklanmalıdır.
Payın gerçek değeri ile ödemenin zamanı ayrı incelenir
TTK m. 641/1 uyarınca ayrılan ortak, esas sermaye payının gerçek değerine uygun ayrılma akçesini isteme hakkına sahiptir. Şirket sözleşmesinde yazan sermaye tutarı, bu değerin kendiliğinden karşılığı değildir. Bilançodaki kayıtlar önemli bir başlangıçtır; ancak şirketin malvarlığı, borçları, tahsil kabiliyeti tartışmalı alacakları ve faaliyetinin ekonomik durumu da değerleme bakımından incelenmelidir. İncelemede kullanılan tarih, yöntem ve varsayımlar rapordan anlaşılabilmelidir.
Ayrılma akçesi, şirkete daha önce borç olarak verilen para veya kararlaştırılmış fakat ödenmemiş kâr payıyla aynı alacak değildir. Bu kalemler varsa dayanakları ve tutarları ayrı gösterilmelidir. Aksi hâlde aynı ekonomik unsurun iki kez hesaba katılması veya gerçekten mevcut bir alacağın pay değerinin içinde kaybolması riski doğar. Sözleşmeye dayalı ayrılma hakkı söz konusuysa m. 641/2 uyarınca sözleşmedeki ayrılma akçesi düzenlemesi de ayrıca incelenir.
Bedelin belirlenmesi, tamamının her durumda derhâl ödenebileceği anlamına gelmez. TTK m. 642/1; kullanılabilir özkaynak bulunması, ayrılan ortağın paylarının devredilebilir olması veya sermayenin usulüne uygun azaltılması hâllerini muacceliyet bakımından düzenler. Üçüncü fıkra ise ödenmeyen kısmın diğer alacaklılardan sonra gelen bir alacak olacağını ve kullanılabilir özkaynağın yıllık raporda belirlenmesiyle muaccel hâle gelmesini öngörür. Değerleme çalışmasıyla ödeme koşullarının birlikte ele alınması bu yüzden gerekir.
Dava yolunu belirlemeden önce
- Şirket sözleşmesindeki çıkma koşulları, pay yapısı ve güncel sicil kayıtları
- İstenen sonucun açıklığı: ortağın ayrılması mı, şirketin sona ermesi mi?
- Haklı sebep iddiasını gösteren tarih sıralı olaylar, kararlar, yazışmalar ve mali belgeler
- Pay değerlemesine esas finansal tablolar; ortak alacağı ve kâr payı gibi ayrı kalemler
- Ayrılma akçesinin ödeme koşulları ve dava boyunca istenecek geçici korumanın gerekçesi
Kaynaklar
Metin, yayın tarihi itibarıyla aşağıdaki kanun ve resmî metinlere dayanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta güncel mevzuat ve dosya belgeleri ayrıca incelenmelidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 636, 638, 641 ve 642 – Adalet Bakanlığı güncel mevzuat kaydı ↗Türk Ticaret Kanunu, limited şirkette sona erme, çıkma ve ayrılma akçesi hükümleri – Ticaret Bakanlığı mevzuat metni ↗Bu yayın bilimsel ve mesleki bilgilendirme amacı taşır. Somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki görüş veya sonuç garantisi oluşturmaz.
