Bir alacaklı konkordato dosyasında alacağının teminata bağlanmasını istediğinde, ilk cevap alacağın tutarına bakılarak verilemez. Önce talebin hangi hükme dayandığı belirlenmelidir. Tasdik için gereken teminat, çekişmeli alacağa düşen payın bankaya yatırılması ve sözleşmeden kaynaklanan bir güvence talebi farklı hukuki kurumlardır. Bu ayrım yapılmazsa, her tartışmalı alacağın tamamının tasdik öncesinde ayrıca güvenceye alınması gerektiği gibi yanlış bir sonuca ulaşılabilir.

Tasdik teminatının kapsamı kanunda belirlenmiştir

İİK m. 305/1-d iki alacak grubunu düzenler: 206. maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklar ile mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçlar. Hüküm, ilk grubun tam ödenmesini ve ikinci grubun ifasını sağlayacak yeterli teminat arar. İlgili alacaklının bundan açıkça vazgeçmesi mümkündür. Dolayısıyla teminat incelemesinin başlangıcında yalnız alacak listesi değil, alacağın niteliğini ve varsa komiser iznini gösteren belgeler bulunmalıdır.

Bir alacağın yüksek tutarlı olması veya borçlu tarafından kabul edilmemesi, onu kendiliğinden bu gruplardan birine sokmaz. Örneğin mühlet öncesindeki bir ticari sözleşmeden kaynaklanan adi alacak hakkında uyuşmazlık bulunması, tek başına m. 305/1-d kapsamında tam tutarlı teminat zorunluluğu doğurmaz. Önce alacağın gerçekten imtiyazlı olup olmadığı veya izinli yeni borç niteliği taşıyıp taşımadığı belirlenir. Çekişme, hukuki sınıflandırmanın yerine geçmez.

Komiser izni bakımından da belgenin kapsamı önemlidir. Genel olarak faaliyetin sürdürülmesinin uygun bulunması, her borç için verilmiş özel izinle aynı şey değildir. İznin hangi sözleşmeyi, dönemi ve edimi kapsadığı araştırılmalıdır. Faturanın mühlet içinde düzenlenmiş olması da tek başına borcun o dönemde izinle kurulduğunu göstermez. Sözleşme tarihi, ifa kayıtları ve izin bir arada değerlendirilir; eski borçla yeni borç aynı hesapta görünse bile ayrıştırılır.

İmtiyazlı alacak yönünden de kanunun yaptığı atıf korunmalıdır. Düzenleme, 206. maddenin bütün sıralarına değil birinci sırasına yöneliktir. Her kamu alacağının veya herhangi bir nedenle öncelik ileri sürülen her talebin bu bentte yer aldığı söylenemez. Diğer alacakların takip ve konkordatoyla bağlılık durumları ayrıca değerlendirilir. Bir alacağın konkordato projesinden etkilenmemesi ile bu bent uyarınca teminat gerektirmesi birbirinden farklı sorulardır.

Açık vazgeçme ve yeterli teminat somutlaştırılmalıdır

Kanunun aradığı açık vazgeçme, teminat hakkına ilişkindir. Alacaklının alacağını bildirmiş olması, toplantıya katılması veya projeye olumlu yaklaşması tek başına böyle bir beyan sayılmamalıdır. Hangi alacak için ve hangi kapsamda teminat aranmasından vazgeçildiği anlaşılabilir olmalıdır. Bu irade ile alacağın kendisinden vazgeçilmesi de karıştırılmamalıdır; teminat istememek, borcun ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Birden fazla alacaklı varsa, birinin beyanı diğerlerinin teminat gereksinimini ortadan kaldırmaz. Kısmen ödeme yapılmışsa kalan alacak; farklı dönemlere ilişkin borçlar varsa her dönemin niteliği gösterilmelidir. Dosyada tek bir genel feragat metni bulunması yerine, kimlerin hangi tutarlar bakımından açıkça vazgeçtiğinin izlenebilmesi gerekir. Böylece teminata esas bakiyenin hesabı da denetlenebilir hâle gelir.

Yeterlilik ise yalnız bir malın toplam piyasa değerine bakılarak belirlenemez. Güvencenin hukuken kurulabilir olması, paraya çevrilebilmesi, önceki yüklerden sonra neyi karşılayacağı ve ne kadar süreyle devam edeceği incelenmelidir. Teminat olarak önerilen malın daha önce başka borçlara ayrılmış bölümü varsa bu durum hesaba katılır. Kanun her dosya için tek bir araç öngörmez; mahkemenin değerlendirmesine elverişli bir teminat önerisi ve dayanakları sunulmalıdır.

Alacağın varlığı veya tutarı çekişmeliyse, m. 305/1-d içindeki m. 302/6’ya yapılan atıf ayrıca önem taşır. Bu hüküm, çekişmeli alacakların süreç içindeki hesabı için mahkemenin değerlendirmesini öngören mekanizmayla bağlantı kurar. Teminat incelemesi yapılması, alacağın esasının kesin hükümle çözüldüğü anlamına gelmez. Komiserin belge incelemesi ve görüşü ile uyuşmazlığın maddi hukuk bakımından yargılanması ayrı düzlemlerde tutulmalıdır.

Çekişmeli alacak payının bankaya yatırılması ayrı bir yoldur

İİK m. 308/b, alacağı itiraza uğrayan alacaklılara tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açma imkânı tanır. Tasdik mahkemesi, projeye göre çekişmeli alacağa düşen payın kararın kesinleşmesine kadar belirlediği bankaya yatırılmasına karar verebilir. Burada konu, her çekişmeli alacağın tamamının otomatik olarak teminat altına alınması değildir. Kanun, projeye göre hesaplanan pay ve mahkemenin bu yönde vereceği karar üzerinden bir koruma düzenler.

Örneğin adi bir alacağın varlığı tartışmalı, projede ise alacakların belirli bölümünün ödenmesi öngörülmüş olsun. m. 308/b yönünden incelenecek tutar, bu proje koşullarıyla ilişkili paydır. Aynı talebin m. 305/1-d kapsamında değerlendirilmesi isteniyorsa, ayrıca kanunda sayılan gruplardan hangisine girdiği açıklanmalıdır. İki hükmün dosyada gündeme gelmesi mümkün olsa da birinin koşulları diğerinin yerine kullanılamaz.

m. 308/b’deki süre içinde dava açılmaması hâlinde, alacaklı ayrılan paydan ödeme isteyemez ve yatırılan pay borçluya iade edilir. Bu sonuç ile alacağın maddi hukuk bakımından sona ermesi aynı şey değildir. Süre, ilan belgesi ve varsa daha önce açılmış dava birlikte değerlendirilmelidir. Davanın hangi mahkemede ve hangi talep çerçevesinde yürütüleceği ise uyuşmazlığın niteliğine göre ayrıca belirlenir.

Bu nedenle mahkemeye sunulacak talep, sadece alacağın güvenceye alınması gerektiği yönündeki genel bir cümleyle bırakılmamalıdır. İleri sürülen alacağın hukuki niteliği, dayanak belgeler, talep edilen tutar ve uygulanması istenen mekanizma açıkça gösterilmelidir. Tasdik gideri ve harcının vezneye yatırılmasını düzenleyen m. 305/1-e de bu teminat tartışmasından ayrıdır. Doğru sınıflandırma, hem gereksiz teminat yükünü hem de gerçekten korunması gereken bir alacağın gözden kaçmasını önler.

Teminat talebini değerlendirirken

  • Alacağın hukuki niteliği ve İİK m. 206 birinci sırayla ilişkisi
  • Borcun kuruluşu, ifa dönemi ve varsa komiser izninin kapsamı
  • Alacaklı bazında açık vazgeçme beyanları ve kalan borç hesabı
  • Önerilen teminatın değeri, önceki yükleri, süresi ve kurulma belgeleri
  • Çekişmeli alacak için proje payı, tasdik ilanı, dava ve banka hesabı kararı

Kaynaklar

Metin, yayın tarihi itibarıyla aşağıdaki kanun ve resmî metinlere dayanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta güncel mevzuat ve dosya belgeleri ayrıca incelenmelidir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 206, 302/6, 305/1-d ve e, 308/b ve 308/c – Adalet Bakanlığı güncel metni ↗7101 sayılı Kanun, m. 33 ve 37 – tasdik teminatı ve çekişmeli alacaklara ilişkin düzenlemelerin kabul metni ↗