Bir işletme, ileride doğacak ticari alacaklarını kredi borcuna karşılık devretmiş olabilir. Daha sonra konkordato mühleti verilmesi, bu sözleşmenin kapsamındaki her tahsilatın aynı şekilde devam edeceği anlamına gelmez. Devrin mühlet öncesinde yapılmış olması tek başına yeterli değildir. Asıl soru, devredilen alacağın ne zaman doğduğudur. Özellikle hakediş, dönemsel hizmet ve gelecekteki satış bedellerinde bu tarih doğru belirlenmeden ödeme yapılması, paranın kime ait olduğu konusunda yeni bir uyuşmazlık yaratabilir.

Devir sözleşmesinin tarihi ile alacağın doğduğu tarih birlikte okunur

İcra ve İflas Kanunu m. 294/6 özel bir sınırlama getirir: Mühlet verilmeden önce gelecekteki bir alacağın devri kararlaştırılmış, fakat alacak mühlet verildikten sonra doğmuşsa devir hükümsüzdür. Dolayısıyla inceleme, temlik belgesinin imza tarihini bulmakla bitmez. Sözleşmenin hangi alacakları kapsadığı ve bu alacakların hukuken hangi anda ortaya çıktığı ayrı ayrı saptanmalıdır.

Burada konkordato borçlusunun üçüncü kişilerden olan alacağı söz konusudur. Örneğin işletmenin müşterisinden tahsil edeceği bedeli bir finansman kuruluşuna devretmesi ile bir alacaklının konkordato borçlusundan olan alacağını başka bir kişiye devretmesi aynı işlem değildir. İkinci ihtimal, sırf borçlu konkordatoda olduğu için bu fıkra kapsamında değerlendirilmez. Önce devredenin, devralanın ve ödeme yapacak kişinin kim olduğu netleştirilmelidir.

İİK m. 288 gereğince geçici mühlet de kesin mühletin sonuçlarını doğurur. Bu nedenle kuralın uygulanmasını kesin mühlet kararına kadar ertelemek doğru olmaz. Başlangıç bakımından geçici mühletin verildiği tarih esas alınır. Kanundaki bu ölçüt, aynı maddenin takas konusunda esas aldığı geçici mühletin ilan tarihiyle karıştırılmamalıdır. Başvuru tarihi, karar tarihi ve ilan tarihi dosyada ayrı gösterilmelidir.

Hüküm, mühlet öncesinde yapılmış bütün alacak devirlerini topluca geçersiz kılmaz. Aynı temlik sözleşmesi birden fazla alacağı kapsıyorsa, alacakların doğum tarihleri farklı olabilir. Bu durumda tek sözleşme ve tek toplam tutar üzerinden sonuca gitmek yerine, alacak kalemleri ayrıştırılarak değerlendirme yapılması gerekir. Devrin genel geçerlilik şartları ve sözleşmede belirlenen kapsam da ayrıca korunur.

Sonradan tahsil edilecek alacak, mutlaka sonradan doğmuş alacak değildir

Alacağın doğumu, muaccel olması ve tahsil edilmesi farklı aşamalardır. Hukuken doğmuş bir alacağın ödeme günü ileride olabilir. Böyle bir alacak bakımından, vadenin mühlet dönemine rastlaması tek başına m. 294/6 uyarınca hükümsüzlük sonucunu doğurmaz. Buna karşılık sözleşmesi daha önce imzalanmış olsa bile, alacağı doğuran koşullar ancak mühlet içinde gerçekleşmiş olabilir. Ayrım, ödeme takviminden önce borç ilişkisinin içeriğine bakmayı gerektirir.

Fatura tarihi bu incelemede yararlı bir veridir; her durumda belirleyici değildir. Teslim, hizmetin yerine getirilmesi, kabul, ölçüm veya onay gibi işlemlerin alacağın doğumuna etkisi, ilgili sözleşme ve uygulanacak kurallardan hareketle belirlenmelidir. Faturanın geç düzenlenmesi, daha önce doğmuş bir alacağı kendiliğinden gelecekteki alacağa dönüştürmez. Aynı şekilde avans veya tahmini tutar içeren bir belge de alacağın bütününün kesin olarak doğduğunu göstermeyebilir.

Hakedişlerde işin yapıldığı dönem, hakedişin düzenlenmesi, onaylanması ve ödeme günü birbirinden farklı olabilir. Bunlardan yalnız birini seçip her sözleşmeye uygulamak isabetli değildir. İşin niteliği, bedel isteme hakkının hangi koşullarda doğduğu ve onayın hukuki işlevi araştırılmalıdır. Dönemsel hizmetlerde de önceki dönemde tamamlanan edim ile mühlet içinde sunulan yeni hizmet aynı hesapta görünse bile farklı değerlendirme gerektirebilir.

Varsayımsal bir örnek üzerinden düşünelim: İşletme gelecekteki satış bedellerini önceden devretmiş olsun. Temlik kapsamındaki alacaklardan birinin mühlet öncesinde doğduğu, diğerinin ise mühlet sonrasındaki yeni bir işlemle ortaya çıktığı tespit edilirse, ikisinin aynı tarihte tahsil edilecek olması hukuki farkı ortadan kaldırmaz. Burada belirleyici olan, iki alacağın da hangi olayla ve hangi tarihte doğduğunun belgelerle ortaya konulmasıdır.

Tahsilat ve proje hesabı aynı alacak dökümüne dayanmalı

Ödeme yapacak üçüncü kişiye daha önce temlik bildirimi gönderilmiş olması, konkordato sonrasında yapılacak incelemeyi gereksiz kılmaz. Mühlet kararı, devir belgesi ve alacağın dayanakları birlikte değerlendirilmelidir. Borçlu ile devralanın birbiriyle çelişen ödeme taleplerinde bulunması hâlinde, yalnız son gönderilen yazıya bakılarak ödeme yönünün değiştirilmesi sağlıklı bir çözüm değildir. Bildirimler, mevcut yargısal kararlar ve somut uyuşmazlığın çözüm yolu birlikte ele alınmalıdır.

Borçlu yönünden de temlikin hükümsüz olduğu iddiasıyla alacağın tamamını hemen kullanılabilir proje kaynağına yazmak yeterli olmaz. Alacağın miktarı, ödeme yapacak kişinin itirazları, tahsil tarihi ve varsa uyuşmazlık ayrıca değerlendirilmelidir. Hukuken işletmeye ait olduğu ileri sürülen bir alacak ile belirli tarihte kasaya girmesi beklenen nakit aynı şey değildir. Ödeme planının gerçekçiliği bu ayrımın korunmasına bağlıdır.

Uygulamada her alacak için kısa bir döküm hazırlanması yararlıdır: dayanak sözleşme, alacağı doğuran işlem, bu işlemin tarihi, devir kapsamı, vade ve tahsil durumu. Komiserin değerlendirmesi ile işletmenin nakit akışının aynı verilere dayanması, hem mükerrer kaynak gösterilmesini hem de geçerli bir temlik nedeniyle işletmeye kalmayacak tutarın projeye yazılmasını önleyebilir. Bu döküm kanunda adı konulmuş zorunlu bir form değil, incelemeyi denetlenebilir kılan bir çalışma aracıdır.

Son olarak, burada açıklanan özel kural mühlet öncesinde kararlaştırılmış gelecekteki alacak devrine ilişkindir. Mühlet sırasında yapılacak yeni bir devirde borçlunun işlem yetkisi, mahkeme kararları ve işlemin niteliği ayrıca incelenir. Önceki temlikin durumu hakkındaki değerlendirme, yeni bir işlem için izin veya geçerlilik güvencesi oluşturmaz.

Tahsilattan önce kontrol edilecekler

  • Geçici mühlet kararının tarihi; başvuru ve ilan tarihleriyle farkı
  • Devir sözleşmesinin tamamı, ekleri ve kapsadığı alacakların ayrı listesi
  • Teslim, hizmet, kabul ve hakediş belgeleriyle alacağın doğumunu gösteren kayıtlar
  • Vade, fatura, ödeme ve temlik bildirimlerinin tarihleri ile mevcut mahkeme kararları
  • Komiser değerlendirmesi ve tahsil belirsizliğini de yansıtan proje kaynak hesabı

Kaynaklar

Metin, yayın tarihi itibarıyla aşağıdaki kanun ve resmî metinlere dayanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta güncel mevzuat ve dosya belgeleri ayrıca incelenmelidir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 288, 294/6 ve 297 – Adalet Bakanlığı ↗7101 sayılı Kanun, m. 16 ve 22: Geçici mühletin etkisi ve gelecekteki alacağın devri – TBMM kabul metni ↗