Bir alacağın konkordato listesine bildirilen tutardan daha düşük yazılması, tasdik kararıyla kendiliğinden çözülen bir uyuşmazlık değildir. Borçlu alacağın bir bölümünü veya tamamını kabul etmiyorsa, alacaklı bakımından iki ayrı mesele vardır: Alacağını hangi yargılamada ispatlayacağı ve bu yargılama sürerken projedeki ödeme payını nasıl koruyacağı. İİK m. 308/b’deki bir aylık süre, özellikle ikinci mesele bakımından önem taşır.

Oylama için verilen karar, alacağın esasını kesinleştirmez

Konkordato sürecinde alacaklı bildirimi, borçlunun beyanı ve komiserin incelemesi aynı işlevi görmez. Alacaklı, alacağının kaynağını ve tutarını belgeleriyle açıklar; borçlu bu alacağı kabul edebilir veya ona itiraz edebilir. Komiser ise kayıtlar ve sunulan belgeler üzerinden değerlendirme yapar. Bildirimin yapılmış olması, bildirilen tutarın tartışmasız biçimde kabul edildiği anlamına gelmez.

İİK m. 302 uyarınca çekişmeli alacağın çoğunluk hesabına katılıp katılmayacağına ve hangi oranda katılacağına mahkeme karar verir. Ancak bu kararın işlevi konkordatonun oylanmasına ilişkindir. Aynı maddede, alacağın esası hakkında ileride verilecek hükümlerin saklı tutulması da bu ayrımı gösterir. Dolayısıyla toplantıda belirli bir tutar üzerinden oy kullanılması, o tutarın maddi hukuk bakımından kesin hükümle tespit edildiği şeklinde okunmamalıdır.

Örneğin alacaklının bildirdiği tutarın yalnız bir kısmı kabul edilmişse, kabul edilen bölümle çekişmeli bölüm ayrı gösterilmelidir. Asıl alacak, işlemiş faiz ve diğer kalemler de birbirine karıştırılmamalıdır. Böyle bir ayrım, dava dilekçesinde neyin talep edileceğini ve ödeme için hangi tutarın korunmasının istendiğini görünür kılar.

Bir aylık süre tasdik kararının ilanından başlar

İİK m. 308/b, alacağı itiraza uğramış alacaklıya tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açma imkânı tanır. Başlangıç, alacak listesinin öğrenildiği gün veya tasdik duruşmasının tarihi değildir. Tasdik kararının kesinleşmesini beklemek de bu sürenin başlangıcını ileri taşımaz. İlan kaydı, süre takibinin temel belgesidir.

Buradaki bir ayı otomatik olarak otuz gün şeklinde hesaplamak doğru olmaz. Süre hesabı, uygulanacak usul kuralları ve tatil günleri dikkate alınarak yapılmalıdır. Tasdik kararının gerekçeli metni, ilan belgeleri ve varsa birden fazla ilan kaydı birlikte incelenmeli; süreyi koruyacak işlem son güne bırakılmamalıdır.

Bu dava, tasdik kararına karşı istinaf başvurusuyla aynı şey değildir. İstinaf, konkordato kararının hukuka uygunluğunu; çekişmeli alacak yargılaması ise alacağın varlığını veya miktarını konu alır. Sırf tasdik kararına karşı kanun yoluna başvurulmuş olması, çekişmeli alacak için gereken dava işleminin yerine geçtiği varsayımını haklı kılmaz.

Alacak daha önce açılmış bir davanın konusuysa, aynı talep için ikinci dava açılması otomatik bir çözüm değildir. Mevcut davanın tarafları, talep sonucu ve çekişmeli tutarı kapsayıp kapsamadığı incelenmeli; bu dosya ile konkordato dosyası arasındaki bağlantı belgelenmelidir. Görevli mahkeme ve varsa dava şartı arabuluculuk da alacağın hukuki niteliğine göre ayrıca değerlendirilir. Kanundaki kısa süre, bu hazırlıkların ertelenmemesini gerektirir.

Sürenin geçirilmesi ile alacağın sona ermesi aynı sonuç değildir

Tasdik mahkemesi, çekişmeli alacağa proje uyarınca düşen payın, alacağa ilişkin karar kesinleşinceye kadar belirleyeceği bir bankaya yatırılmasına karar verebilir. Bu koruma kendiliğinden oluşmaz; dosyada böyle bir karar bulunup bulunmadığı, hangi tutarı ve ödeme takvimini kapsadığı kontrol edilmelidir. Korunacak pay da bildirilen brüt alacağın tamamıyla her zaman aynı değildir; tasdik edilen projenin şartları hesaba katılır.

Kanun, süresinde dava açmayan alacaklının bu paydan ödeme isteyemeyeceğini ve yatırılan payın borçluya iade edileceğini düzenler. Bu sonuç, yalnızca bir ayın geçmesiyle alacağın maddi hukuk bakımından ortadan kalktığı şeklinde genişletilmemelidir. Alacağın genel hükümlere göre ileri sürülebilmesi, zamanaşımı ve konkordatonun bağlayıcılığı ayrı değerlendirme konularıdır. Bununla birlikte ayrılmış paya ilişkin korumanın kaybedilmesi, tahsil bakımından önemli bir fark yaratabilir.

Bu nedenle yalnız dava açma tarihini kaydetmek yeterli değildir. Dava bilgisi tasdik dosyasına sunulmalı, bankaya yatırma kararının uygulanması izlenmeli ve ödeme planındaki tarihlerle dava süreci birlikte takip edilmelidir. Alacağın ispatı ile ödeme imkânının korunması birbirini tamamlayan işlerdir.

Başvuru öncesi dosya kontrolü

  • Tasdik kararı, proje ve kararın ilan edildiğini gösteren tarihli belgeler
  • Alacak bildirimi, borçlunun itirazı ve kabul edilen tutarla çekişmeli tutarın ayrımı
  • Alacağın dayanağı olan sözleşme, fatura, teslim ve ödeme kayıtları
  • Varsa devam eden davanın kapsamı ve uygulanabilecek dava şartları
  • Çekişmeli payın bankaya yatırılmasına ilişkin karar ve bu kararın uygulanma kayıtları

Kaynaklar

Metin, yayın tarihi itibarıyla aşağıdaki kanun ve resmî metinlere dayanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta güncel mevzuat ve dosya belgeleri ayrıca incelenmelidir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 19, 300, 302, 308/a, 308/b ve 308/c – Adalet Bakanlığı ↗7101 sayılı Kanun, m. 37: çekişmeli alacak ve payın korunmasına ilişkin düzenleme – TBMM ↗