Konkordatoya başvuran işletmenin bazı sözleşmeleri faaliyetin sürmesi için vazgeçilmezdir; bazıları ise beklenen gelirle karşılanamayan uzun süreli bir gider yaratabilir. Bu iki durum aynı hukuki sonuçla karşılanmaz. İcra ve İflas Kanunu, önemli sözleşmelerin devamını korurken konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen aşırı külfetli sürekli borç ilişkileri için özel bir fesih imkânı tanır. Bu imkânın kullanılmasında sözleşmenin niteliği, mali etkisi ve izin süreci birlikte incelenmelidir.

Sözleşmenin devamı esas; konkordato başvurusu tek başına fesih sebebi değil

İİK m. 296/1, borçlunun taraf olduğu ve işletme faaliyetinin devamı için önem taşıyan sözleşmeleri korur. Karşı tarafın konkordato projesinden etkilenip etkilenmemesi bu korumanın uygulanmasını tek başına belirlemez. Bu kapsamdaki bir sözleşmede, konkordato başvurusunun ihlal sayılacağı, haklı fesih sebebi oluşturacağı veya borcu hemen ödenebilir hâle getireceği yazılı olsa da söz konusu kayıt başvuru nedeniyle uygulanamaz. Sözleşmede böyle bir kayıt bulunmaması da yalnız konkordatoya dayanılarak fesih yapılmasına imkân vermez.

Bu koruma, tarafların bütün yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. 7327 sayılı Kanunla getirilen açıklık uyarınca, bu kapsamda geçici ve kesin mühlet boyunca devam eden sözleşmeler nedeniyle üstlenilen edimler karşılıklı olarak yerine getirilir. Dolayısıyla işletmenin mal veya hizmet almaya devam edip bunun bedelini sırf konkordato başvurusu nedeniyle ödemeyeceğini bildirmesi, m. 296’nın sağladığı korumadan çıkarılabilecek bir sonuç değildir.

İlk inceleme, fesih gerekçesinin gerçekten ne olduğuna yönelmelidir. Yalnız konkordato başvurusuna dayanan bir bildirim ile ayrıca ileri sürülen ifa eksikliği aynı değerlendirmeyi gerektirmez. Temerrüt veya başka bir ihlal iddiası varsa, ihlalin tarihi, uygulanacak sözleşme hükümleri, varsa özel kanun düzenlemesi ve dosyada verilmiş tedbir kararları birlikte ele alınmalıdır. Mühlet öncesi bir borçla mühlet dönemindeki karşılıklı ifayı tek bir cari hesap bakiyesi içinde değerlendirmek yanıltıcı olabilir.

Pratikte sözleşmenin işletme için önemini de somutlaştırmak gerekir. Bir tedarikin kesilmesi üretimi durduracaksa veya belirli bir kullanım hakkının kaybı faaliyet yerini işlevsiz bırakacaksa, bu ilişkinin proje içindeki yeri açıklanmalıdır. Sözleşmenin adından hareketle bütün kira, tedarik veya hizmet ilişkilerinin kendiliğinden aynı korumadan yararlandığı sonucuna varılmamalıdır.

Özel fesih için sürekli ilişki, aşırı külfet ve konkordato amacı birlikte değerlendirilir

İİK m. 296/2, borçlunun taraf olduğu sürekli borç ilişkisinin aşırı külfetli olması ve konkordatonun amacına ulaşmasını engellemesi hâlinde özel bir sona erdirme yolu öngörür. Sürekli borç ilişkisi, yükümlülüklerin zamana yayılan bir devamlılık taşıdığı ilişkiyi ifade eder. Bir sözleşmenin ödemelerinin taksitlendirilmiş olması, onu her durumda sürekli borç ilişkisi hâline getirmez. Önce sözleşmenin edim yapısı ve taraflara yüklediği asli borçlar incelenmelidir.

Kanundaki aşırı külfet ölçütü, borçluya daha avantajlı bir sözleşme bulduğu her durumda mevcut ilişkiden çıkma hakkı tanımaz. Talepte, sözleşmenin yükünün ödeme projesini hangi mekanizmayla engellediği gösterilmelidir. Giderin büyüklüğü, kalan süre, işletmenin bu ilişkiden elde ettiği yarar ve sona erdirmenin yaratacağı yeni maliyetler birlikte değerlendirilirse, feshin projeye katkısı daha sağlıklı tartışılabilir. Bu değerlendirme, yalnız aylık bedelin yüksek olduğunun söylenmesiyle tamamlanmış olmaz.

Örneğin kullanılmayan bir depo için uzun süreli kira ödenmesi, sözleşmenin incelenmesini gerektirebilir. Ancak deponun yakın zamanda üretim planına katılıp katılmayacağı, taşınma ve teslim giderleri ile olası fesih tazminatı bilinmeden yalnız kira tasarrufu üzerinden sonuca gidilemez. Bu örnek, her kullanılmayan taşınmaz kirasının feshedilebileceği anlamına gelmez; ekonomik etkinin hangi verilerle ortaya konulabileceğini gösterir.

Başvuruda iki senaryonun karşılaştırılması yararlıdır: sözleşme devam ederse ödeme planı nasıl işleyecek; sona ererse hangi giderler ortadan kalkacak ve hangileri doğacaktır? Güncel nakit akışı, sözleşme ekleri ve işletmenin faaliyet planı bu karşılaştırmayı destekleyebilir. Bunlar maddede tek tek sayılan zorunlu belgeler değildir. Amaç, hukuki şartlara dayanak oluşturan mali değerlendirmeyi denetlenebilir kılmaktır.

Komiserin uygun görüşü ve mahkemenin izni ayrı aşamalardır

Özel fesih yetkisinin kullanılması için komiserin uygun görüşü ile mahkemenin izni birlikte gerekir. Borçlunun yönetim kararı veya komiserle yapılan yazışma mahkeme izninin yerine geçmez. Mahkemenin hangi sözleşme, hangi gerekçe ve hangi sona erme tarihi bakımından değerlendirme yapmasının istendiği açıkça belirtilmelidir. İzin talebinin verilmesi, sözleşmeyi o tarihte kendiliğinden sona erdiren bir işlem olarak kabul edilmemelidir.

Kanun, gerekli koşullar ve izin çerçevesinde ilişkinin herhangi bir zamanda sona erecek şekilde feshedilebilmesine imkân tanır. Bununla birlikte izin kararı, fesih bildirimi, bildirimdeki tarih ve teslim gibi tamamlayıcı işlemler birbirine uygun hazırlanmalıdır. Sözleşmenin sona erdiği kabul edilen tarih belirsiz bırakılırsa devam eden kullanım bedeli, hizmet karşılığı veya teslim yükümlülüğü hakkında yeni uyuşmazlıklar çıkabilir.

Bu özel fesih nedeniyle ödenmesi gereken tazminat konkordato projesine tabidir. Bu hüküm, karşı tarafın bütün alacaklarının aynı nitelikte olduğu anlamına gelmez. Fesih tazminatı, geçmiş dönemde doğmuş sözleşme alacağı ve devam eden ilişki kapsamında yerine getirilmiş edimlerin karşılığı ayrı ayrı belirlenmelidir. Ayrıca tazminatın projeye tabi olması, borçlunun ileri sürdüğü tazminat hesabının tartışmasız kabul edildiği sonucunu doğurmaz.

Hizmet sözleşmelerinin feshine ilişkin özel hükümler kanunda saklı tutulmuştur. Bu nedenle iş ilişkilerinde m. 296’ya dayanılarak fesih usulünün, çalışan haklarının veya alacakların hukuki niteliğinin göz ardı edilmesi mümkün değildir. Özel fesih yolu değerlendirilirken sözleşme türüne özgü kurallar ve konkordato hükümleri birlikte okunmalıdır. Sonuçta izin başvurusu, yalnız gider azaltma talebi olarak değil, sona ermenin bütün hukuki ve mali sonuçlarını açıklayan bir dosya olarak hazırlanmalıdır.

Fesih talebinden önce beş kontrol

  • Sözleşmenin tamamı ve ekleri; ilişkinin sürekliliği, kalan süre ve sona erme hükümleri
  • Aşırı külfetin konkordato ödeme planına etkisini gösteren güncel mali veriler
  • Devam ve fesih senaryolarında tasarruf, ikame gideri ve tazminat karşılaştırması
  • Komiserin uygun görüşü, mahkeme izninin kapsamı ve planlanan fesih bildirimi
  • Geçmiş alacakların, devam eden edimlerin ve fesih tazminatının ayrı hesaplanması

Kaynaklar

Metin, yayın tarihi itibarıyla aşağıdaki kanun ve resmî metinlere dayanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta güncel mevzuat ve dosya belgeleri ayrıca incelenmelidir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 288 ve 296 – Adalet Bakanlığı ↗7101 sayılı Kanun, m. 16 ve 24 – TBMM kabul metni ↗7327 sayılı Kanun, m. 4: Sözleşmelerin devamı, karşılıklı ifa ve aşırı külfet – TBMM kabul metni ↗