Konkordato görüşmelerinde bir alacaklı, projede yazılı koşulları kabul etmek için kendisine ayrıca ödeme yapılmasını isteyebilir. Bu talep bazen ayrı bir protokol, bazen ileride ödenecek fark veya başka adla düzenlenmiş bir sözleşme içinde ortaya çıkar. İmzalı belgenin varlığı, böyle bir vaadin hukuken geçerli olduğunu göstermeye yetmez. Önce taahhüdün hangi alacağa ilişkin olduğu ve konkordato projesine göre ilave menfaat sağlayıp sağlamadığı incelenmelidir.

Proje dışında verilen fazla ödeme vaadi için açık bir yasak vardır

İİK m. 308/d, borçlunun alacaklılardan birine konkordato projesinde öngörülenden fazla olarak yaptığı vaatleri hükümsüz sayar. Düzenlemenin odağında, ortak ödeme koşullarının yan anlaşmalarla aşılması bulunur. Konkordato teklifinin diğer alacaklılara sunulan içeriği ile belirli bir alacaklıya ayrıca vaat edilen menfaat karşılaştırılmalıdır. Yalnız ana metni incelemek, borçlunun gerçekte hangi yükümlülükleri üstlendiğini göstermeyebilir.

Varsayımsal olarak, proje kapsamında alacağın yüzde yetmişinin ödeneceği öngörülmüş olsun. Borçlunun bir alacaklıya kalan yüzde otuzu da ayrı bir belgeyle ödeyeceğini vaat etmesi, kanundaki yasağın doğrudan gündeme geldiği bir durumdur. Vaadin başka bir başlık altında yazılması veya ödemenin sonraki bir tarihe bırakılması, aynı eski alacak için projeyi aşan taahhüt verildiği gerçeğini tek başına değiştirmez.

Madde, hükümsüzlük sonucunu yalnız vaat gizli tutulmuşsa uygulanacak şekilde kurmaz. Bu nedenle protokolün bazı kişilere açıklanmış olması da geçerlilik güvencesi değildir. Aynı şekilde alacaklının olumlu oy vermiş bulunması, borçlunun projeden fazla ödeme taahhüdünü geçerli hâle getirmez. Oylamanın usulü ile yan vaadin hukuki durumu ayrı sorular olarak değerlendirilmelidir.

Karşılaştırma yalnız belgelerin isimleri üzerinden yapılamaz. Eski alacak nedeniyle üstlenilen ek bedel, prim veya fark ödemesinin gerçekte hangi hukuki sebebe dayandığı araştırılmalıdır. Daha erken ödeme ya da ek teminat gibi farklı avantajlar söz konusu olduğunda da ekonomik içerik ve ilgili özel hükümler incelenmelidir. Her farklı işlem için peşinen aynı sonuca varmak yerine, alacaklıya proje dışında ne sağlandığı somutlaştırılmalıdır.

Yeni ticari ilişkinin bedeli ile eski borca ek ödeme birbirinden ayrılır

Bir alacaklının konkordato sürecinde borçluya yeni mal veya hizmet sunması mümkündür. Gerçek bir yeni edimin karşılığı olarak doğan bedel, yalnız alacaklının eski dosyada da yer alması nedeniyle otomatik olarak yasak ek vaat sayılmaz. Ancak yeni işlemin gerçekten bulunması, edimin yerine getirilmesi ve bedelin neyi karşıladığı belgelerle gösterilmelidir. Görünürde yeni sözleşme yapılması, eski alacağın proje dışına çıkarılması için yeterli bir dayanak oluşturmaz.

Örneğin eski tedarik borcu ile mühlet sırasında teslim edilen yeni hammadde aynı cari hesapta görünebilir. Muhasebe toplamı tek olsa da teslim tarihleri, faturalar ve izinler ayrı değerlendirilir. Yeni sipariş bedeline eski borcun proje gereği vazgeçilecek bölümü eklenmişse, hesapta kullanılan isimden önce işlemin gerçek içeriği önem kazanır. Açıklama, yeni edimin bedelini ve eski borcun bakiyesini izlenebilir biçimde ayırmalıdır.

İİK m. 308/c, bazı alacaklar ile geçici mühlet kararından sonra komiser izniyle akdedilmiş borçlar için özel sonuçlar öngörür. Bu kanuni ayrımlar, projeye tabi eski bir borcu yalnız tarafların anlaşmasıyla ayrıcalıklı hâle getirme serbestisi olarak okunamaz. Hangi borcun ne zaman doğduğu, iznin hangi işleme verildiği ve varsa teminatın kapsamı kendi koşulları içinde belirlenmelidir. Yeni işlem için verilmiş izin, eski borcun tamamına yayılmamalıdır.

Borçludan başka bir kişinin ödeme üstlenmesi hâlinde de ayrıca inceleme gerekir. İİK m. 308/d’nin metni borçlu tarafından verilen vaatleri düzenler. Bağımsız bir üçüncü kişi taahhüdü ile borçlunun kaynağının başka kişi üzerinden aktarılması aynı olgu değildir. Bu ihtimallerde taahhüdün gerçek borçlusu, finansman kaynağı ve varsa geri ödeme ilişkisi görülmeden kategorik geçerlilik sonucu çıkarılmamalıdır.

Yan vaadin hükümsüzlüğü ile konkordatonun feshi ayrı değerlendirilir

Alacaklı bakımından ilk pratik sonuç, proje dışındaki fazla ödeme sözünün güvenilir bir tahsil dayanağı sayılmamasıdır. Alacağın projeye göre ödenecek bölümü ile yan belgede yazan ilave tutar ayrı gösterilmelidir. Hükümsüz bir vaadin yerine getirilmemesi, kendiliğinden tasdik edilmiş projedeki bir taksidin ödenmemesiyle aynı anlama gelmez. İİK m. 308/e’deki kısmen fesih yolunun dayanağı, proje uyarınca yapılması gereken ifanın yerine getirilmemesidir.

Öte yandan ek vaat tespit edilmesi, bütün konkordatonun kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına da gelmez. İİK m. 308/f, kötü niyetle sakatlanmış konkordatonun feshi için ayrı bir hukuki yol düzenler. Bir yan anlaşmanın bu değerlendirmedeki yeri; içeriği, zamanı, oylama ve proje üzerindeki etkisi ile birlikte ele alınmalıdır. Fazla vaadin hükümsüzlüğü ile konkordatonun tamamen feshi aynı hukuki sonucu ifade etmez.

Bu nedenle iddia, yalnız bazı alacaklılara daha iyi davranıldığı yönündeki genel bir açıklamaya dayandırılmamalıdır. Karşılaştırılacak proje sürümü, protokol, ödeme talimatı ve yazışmalar somut olarak belirlenmelidir. Alacaklının hukuki statüsünden kaynaklanan bir fark mı, gerçek yeni edimin karşılığı mı, yoksa aynı eski alacak için ek menfaat mi bulunduğu açıklanmalıdır. İtirazın sürecin hangi aşamasında ileri sürüldüğü de başvuru yolunun seçimini etkiler.

Fiilen ödeme yapılmışsa, paranın geri istenmesi ve bunun kime karşı hangi hukuki sebeple ileri sürüleceği ayrıca incelenir. İİK m. 308/d’deki kısa hüküm, her ödeme uyuşmazlığının usulünü tek başına çözmez. Borçlu tarafında ise yan taahhütlerin kaynak hesabından saklanması projenin değerlendirilmesini güçleştirir. Konkordato dosyasındaki ödeme tablosu ile sözleşme ve muhasebe kayıtlarının birbirini doğrulaması gerekir.

Yan protokol imzalanmadan önce

  • Geçerli proje metni ve ilgili alacak için öngörülen tutar, vade ve diğer koşullar
  • Ek taahhüdün dayandığı alacak; eski borç ile gerçek yeni edimin ayrı dökümü
  • Protokoller, yazışmalar, ödeme talimatları ve varsa komiser izninin kapsamı
  • Ödemeyi üstlenen kişi, paranın kaynağı ve üçüncü kişiyle geri ödeme ilişkisi
  • Talep edilen hukuki sonuç: Ek vaadin değerlendirilmesi, proje ifası veya ayrı fesih iddiası