İşten ayrılış dosyasındaki “bütün haklarımı aldım” imzası, bütün işçilik alacaklarını kendiliğinden sona erdirmez. Belgenin hangi tarihte imzalandığı, hangi alacakları kapsadığı ve gerçekte ne kadar ödeme yapıldığı belirleyicidir. İşveren açısından da yalnız imzalı bir kâğıda güvenmek yeterli olmaz. İbraname ile hesap dökümünün ve banka kayıtlarının aynı ödemeyi göstermesi gerekir.

Bir aylık bekleme, ibra sözleşmesine ilişkin bir koşuldur

Türk Borçlar Kanunu m. 420, işçinin işverenden alacağına ilişkin ibrayı özel koşullara bağlar. İbra sözleşmesi yazılı olmalı ve düzenlendiği tarihte iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren en az bir ay geçmiş bulunmalıdır. Bu nedenle iş ilişkisinin bittiği gün ayrılış evrakıyla birlikte alınan imza, diğer koşullar bulunsa da geçerli bir ibra sonucu doğurmaz.

Süre hesabında fesih bildiriminin yapıldığı gün ile iş sözleşmesinin hukuken sona erdiği gün ayrılmalıdır. Örneğin bildirim süresi verilerek yapılan fesihte bu iki tarih farklı olabilir. Kanundaki ölçü bir aydır; her durumda otuz gün ekleyerek sonuca gidilmemelidir. Belgeye yazılan tarihin gerçek imza tarihini yansıtması da gerekir. Sonradan tarih atılmış bir form, eksikliği kendiliğinden gidermez.

Bir aylık koşul, muaccel işçilik alacaklarının ödenmesini bir ay erteleme hakkı vermez. Ücret veya tazminatın ne zaman ödeneceği kendi kurallarına göre belirlenir. Ödeme ile ibra aynı işlem değildir. İşveren borcunu zamanında ödemeli; bu ödemenin kapsamını gösteren belgeleri düzenlemelidir. İbra için aranan süreyi gerekçe göstererek vadesi gelen ödemenin bekletilmesi doğru olmaz.

Alacağın adı, miktarı ve banka ödemesi birbirini karşılamalıdır

TBK m. 420’ye göre ibra konusu alacağın türü ve miktarı açıkça belirtilmeli; ödeme, hak edilen tutara göre eksiksiz ve banka aracılığıyla yapılmalıdır. Yalnız kıdem tazminatının yazılması, ayrıca doğmuş ücret, fazla çalışma veya kullanılmamış izin ücretinin de ödendiğini göstermez. “Hiçbir alacağım kalmadı” şeklindeki genel bir cümle, alacakların ayrı ayrı belirlenmesi koşulunun yerine geçmez.

Hangi alacağın doğduğu da önce ayrıca incelenmelidir. Her sona erme biçimi kıdem veya ihbar tazminatı hakkı vermez; aynı şekilde bordrodaki bir başlık, gerçekte hak edilen tutarı tek başına belirlemez. Çalışma süresi, ücret unsurları, fesih nedeni, izin kayıtları ve önceki ödemeler üzerinden hesap yapılır. İbraname, bu incelemenin yerine konulabilecek bir hesap yöntemi değildir.

Banka dekontunda toplu bir ödeme varsa bunun hangi kalemlere karşılık geldiği hesap dökümüyle açıklanmalıdır. Brüt tutarlar, kanuni kesintiler ve çalışanın hesabına geçen net bedel karşılaştırılabilir olmalıdır. Banka yoluyla ödeme yapılmış bulunması, yanlış hesaplanmış bir alacağı eksiksiz hâle getirmez. Buna karşılık doğru hesaplanan tutarın elden ödendiğinin yazılması da m. 420’nin banka koşulunu karşılamaz.

Geçersiz ibra, yapılmış ödemenin mutlaka yok sayılması demek değildir

Kanundaki koşulları taşımayan ibra sözleşmesi kesin hükümsüzdür. Ancak buradan, işçiye gerçekten yapılan bütün ödemelerin yeniden istenebileceği sonucu çıkmaz. TBK m. 420/3, gerçek hak tutarının tamamını karşılamayan ibra ve ibra beyanı içeren ödeme belgelerine, içerdikleri miktarla sınırlı makbuz etkisi tanır; bu etki için de ödemenin banka aracılığıyla yapılmış olması gerekir.

Örneğin hesaplanan alacağın yalnız bir bölümünün banka yoluyla ödendiği ve belgenin de bu ödemeye ilişkin olduğu varsayılsın. “Tamamını aldım” cümlesi, eksik kalan bölümü tek başına ortadan kaldırmaz. Ödenen tutarın hangi alacağa mahsup edileceği belirlenir ve varsa bakiye buna göre hesaplanır. Bu inceleme hem aynı ödemenin ikinci kez istenmesini hem eksik ödemenin tam ibra gibi sunulmasını önler.

Buradaki açıklamalar, işçi ile işveren arasında düzenlenen ibra sözleşmesine ilişkindir. Arabuluculuk faaliyeti sonunda kurulan anlaşma, sıradan bir ayrılış ibranamesiyle aynı değerlendirmeye tabi tutulmaz. Anlaşmanın kapsamı, müzakere süreci ve 6325 sayılı Kanun’daki hükümler ayrıca incelenmelidir. Bir belgeye yalnız “arabuluculuk anlaşması” adının verilmiş olması da bu ayrı rejimin koşullarının gerçekleştiğini göstermeye yetmez.

Uyuşmazlık çıkmadan önce yapılabilecek en yararlı kontrol, ayrılış dosyasını bir bütün olarak okumaktır: iş sözleşmesi hangi gün bitti, hangi alacak doğdu, hangi tutar ödendi ve imza ne zaman alındı? Bu dört sorunun cevapları belgelerde birbirini doğruluyorsa ibra değerlendirmesi de sağlıklı bir zemine oturur. Yalnız imzanın varlığından hareketle sonuca gitmek ise dosyanın asıl sorununu gözden kaçırabilir.

İbranameye dayanılmadan önce kontrol edilecekler

  • Fesih bildirimi, sözleşmenin sona erdiği tarih ve gerçek imza tarihi
  • İbra edilen her alacak kaleminin türü, dönemi ve açık tutarı
  • Ücret, çalışma süresi, izin ve önceki ödemelere ilişkin hesap dayanakları
  • Banka dekontları ile brüt, kesinti ve net tutarları gösteren döküm
  • Belgenin ibra, ödeme makbuzu veya arabuluculuk anlaşması niteliğinde olup olmadığı